Ahmet Gök

1968 de başlayan dünya yolculuğuna İstanbul'da devam ediyor.Ş-Şiir ve Sirius dergilerini yayına hazırladı. Şiirlerinden bir bölümü Farsça çevrilerek İran'da yayımlandı.İlk kitabı İns-i Nü de erotizme yaklaşımı iledikkat çekti.Ege Üniversitesi Ş-Şiir Topluluğu'nun kurulmasına öncülüketti.

Şiir Günleri adı yaptığı şiir söyleşileri ve dramatize şiir dinletileri organize etti.

Şiir Kitapları:

İns-i Nü (Dize-1992),

'olgünlüğü "sessiz aşk çığlıkları" (Kül Sanat 2005),

Su Şiirleri "aşkın su hali" .

AHMET GÖK'ÜN MÜHÜR KİTAPLIĞI'NDAN ÇIKAN KİTAPLARI:

Su Şiirleri "Aşkın Su Hali" (2. Basım)

"Gözlerimin kararmasıyla, şiire su serpen kelimelerin kokusu, her gün biraz daha seni içine çekecek... Şiirin seni sarmasından korkma, rahat 'ol... Nasıl olsa her şey kendi yolunu buluyor... Bir gün şiirlerimi okursun diye... Bilmediğim suzinak makamında, görmediğim su karanfillerini beklemenin sabrıyla susuyorum..." (Arka Kapaktan…)

Sessiz Aşk Çığlıkları "Olgünlüğü" (2. Basım)

"Yüreğimi taşımadığım mevsim kalmadı
Kırgın günlerin boşluğunda
Dans kırgını savruk yaprak
Konunca sevgilimin gülüşüne
Susuyorum
Herkesin aşkı
Aşkıyla lekeli"

Emanet dizelerden arıtılmış ve sadeleştirilmiş bir olgünlüğü... Mandalina kabuklarının kokusunda aşkı aramaya çıkmış bir yüreğin, şiir ve günlük tadında yaşanarak yazılan, yazılarak yaşayan lirikleri... Kırgın günler, suskun gülüşler mevsiminde sevgiliye yeniden söylenmiş sessiz aşk çığlıkları... İsterseniz okuyun aşkın bu yanını... (Arka Kapaktan…)

Ortaya Karışık

"Kendi bildiği yolda yalnız yürümeyi seven bir şairin, doksanlı yıllarda başlayan şiir serüveniyle tanışmanızı sağlayacak; bir başlangıç kitabı... Bu kitaba giremeyecek kadar sakıncalı "i n s - i nü" den erotizm açılımı... ol sevdayla yıllarca haykırılan sessiz aşk çığlıkları içinde, bıkmadan usanmadan söylenen "o 1 g ü n 1 ü ğ ü"nden güzellik ezgileri… Masaya boşalan bir bardak sudan geriye kalan, "aşkın su hali" nden buharlaşan düşleri... Aşk mahzeninde yıllandıkça güzelleşen, güzelleştikçe olgunlaşan "mahzendeki şiirler"den duygu bukleleri... Her harfin şiir serüvenini arama çabası içinde, aynı harfli kelimelerle başlayan "harfinaz"dan deneysel yolculukları… Hayat boşluğunda hiç bitmeyecek güzel insanlara yazılmış, yazmakla bitmeyecek "devamsız dizeler"den sahiplerine saygı duruşu... Ve anlatırken son kez bir araya toplama gayreti… Şimdi hepsi burada... (Arka Kapaktan…)

AHMET GÖK'ÜN KİTAPLARI HAKKINDA YAZILMIŞ YAZILARDAN ALINTIDIR:

"Bir şiir cumhuriyetinden söz edilebilir mi bilmiyorum. Ama böyle bir cumhuriyet varsa ben bu cumhuriyet de mülteci bile değilim. Evet, içindeyim, yaşıyorum, yazıyorum. Mavi Sakal dizesiyle " Kim için? Ne için? Ve neden?" Kaç kişi soruyor bu soruları kendine? İnan bilmiyorum ve sanırım bilmem de gerekmiyor. Bu cumhuriyetteki herkes gibi kendi şiirimi yazmaya çalışıyorum. Herkes gibi kendi kulvarında ilerliyor, şiir için emek harcıyorum. Ramis Dara, Akatalpa Dergisi'nin 69. ve 70. sayılarında "Şiir Şairin Zulmünden Kurtarma Denemeleri" yazdı. Kendine şair sıfatını yakıştıran herkesin mutlaka okuması gerektiğini ve kendini sorgulaması düşünüyorum. "Oysa zavallı olan şairdir ve lütfeden biri varsa, koşullar ve koordinatlar denk düştüğü için bir şiiri okuyan ve ondan etkilenen kişidir. Onun da kim olduğu belli değildir. Yüzü yoktur." ve "Toplum değişmiştir, çağ dönüşmüştür herkes ve her şey her yerdedir. Böyle bir nokta da şiirin eski dolaşım gücü kalmamıştır." Bu sözlerin ışığında bakıyorum yazdıklarıma ve bu cumhuriyette yazdıklarımı kimlerin umursayıp umursamadığı da açıkçası umurumda da değil. Ama bununla birlikte herhangi bir nedenle şiirimle tanışan, okuyan, sevişen okura da teşekkür etmek isterim. …

Benim şiirimde toplama bir şiirden söz edemeyiz. Üç kitabımda da temasal bir bütünlük var. Şiirlerimi bir kitap bütünlüğünde tasarlıyorum. Ondan sonra parça parça şiiri yazmaya çalışıyorum. O yüzden de önümüzdeki yıllarda yayımlanacak kitaplarım bugünden belli, Harfinaz, Mahzendeki Şiirler ve Devamsız Dizeler Kitapsız Şiirler...

'Olgünlüğü'nde özellikle bir biçim denemesinden de söz edebiliriz. Şiirim, alıntı yaptığım şairin şiiri ile sevişsin, bir yakınlık kursun, birlikte harmanlanıp, birlikte şekillensin, birlikte yeni bir şiir olsun istedim. Öyle de oldu. Bu yüzdendir ki 'olgünlüğü 'ndeki her dizem kendinden önce yazılan şiirin etkisindedir. Ya o dizeden yola çıkarak yazılmış ya da yazılana uygun dize monte edilmiştir. Bu çerçeveden bakınca ciddi bir şiir işçiliğinin olduğundan bahsedebiliriz. 'olgünlüğü bitmiş bir kitap değil, her gün yeniden aşk oluyor, yeniden şiir oluyor, yeniden günlük oluyor... Dünya yolculuğum devam ettiği sürece 'olgünlüğü yazmaya devam edeceğim bir serüven olacak. Sonraki baskılarında hep yeni eklenen şiir günlükler olacağını düşlüyorum...

'Olgünlüğü'nü görsel olarak bilimsel bir kitap gibi dip notları, göndermeleri olacak şekilde kurguladım. Günlük ve şiir kesişmesini istedim. Kitaplaşamayan ilk denemeleri günlük tadına daha yakındı. Kitaplaşma sürecinde şiir tadına daha yakın oldu. Alıntı yaptığım dizelerin şairlerin özellikle tam kitap ve şiir adları ile belirtmek istedim. Sonuçta ben şairin şiirinden sadece bir dize alıyorum. Geride şiirin tamamı, şairin kitabı ve şairin külliyatı var. Mutlaka dikkatli okura yeni açılımlar getireceğini düşünüyorum. Bu kadar açıklama yeter sanırım."

Engin Sarı'nın Ahmet Gök ile Bireylikler Dergisi Temmuz-Ağustos 2006 tarihli sayısında yaptığı konuşmadan alıntıdır.

"A.Gök`ün şiirleri gerçeküstücü ögelerle bezenmiş. Hem simgecilik hem gerçeküstü düşünceler A.Gök`ün bilinçaltına ittiği "ben"iyle sevginin kapılarını aralıyor şiirlerine. En umulmadık bir dizede kendinizi bulursunuz A.Gök`ün şiirlerine. Kuşkusuz beğeni dediğimiz kavram değişir bir yerde. Eleştirmenler en çok bunların üzerinde durur, gözlemini yapar. "Su Şiirleri"nde şiirsel incelik, güzellik, derinlik var. Farkına varmadan A.Gök`ün şiirleri yüreğinizin tahtasına yazlıyor."

Abdullah Neyzar Karahan DEM Edebiyat Dergisi 2006

"Ahmet Gök, aşk (adını şiir koydum) gezegeninin Ş-Şiir Cumhuriyeti'nin bir vatandaşını şiir yolunda durup dinlenmeden ilerlerken görmek beni oldukça mutlu ediyor...1990'lardan bugüne Ahmet Gök' ün şiir serüveni, şairin şiir seyri devam ediyor... Ş-Şiir Topluluğu, Ş-Şiir ve Sirius ile başlayan seyir, bugün üç kitapta kendini somutlaştırıyor... Uzun sözün kısası, ilk kitap, delikanlılık çağı ve cinsellik... Ve sen bu kitabınla her şaire benzemez cinsinden bir şair olduğunu ortaya koydun..."

Engin Sarı Bireylikler 2006

"Ahmet Gök," SU ŞİİRLERİ" ni okuyorum. Aşk ve erotizm bağlamında su izleğinin etrafında bir şiir kurmak zor ama başarmışsınız. Bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Tek bir izlek belirleyip tematik bütünlüğü olan bir yapıt üretmenin güçlüğüne rağmen "aşkın su halini" anlatıyorsun. Su gibi berrak akıyor dizelerin... MÜHÜR dergisi olmasaydı şiirinizi tanıma imkânım olmayacaktı. Siz genç şair arkadaşlar şiiristan semalarını yıldız ışıklarıyla süslüyorsunuz, yalın ama yoğun bir şiir diliniz var."

" parmaklarımın arasındaki su kuşu gecenin hangi ilerleyen saatinde kanatlarını verirsin "

Hüseyin Avni Cinozoğlu Şiir Akademisi 2006

Epeydir ortalıkta görünmeyen Ahmet Gök "İns i nü" den sonra ikinci kitabı "Olgünlüğü" ile okur karşısına çıktı. Gök'ün ilk kitabı "İns i nü" daha çok erotizm ve pornografi bağlamında tartışma konusu edilmişti. "Olgünlüğü" ise müthiş bir lirizmle kendini belirginleştiren şiirlerden oluşuyor. Kitapta yer alan şiirler kitabın adından da anlaşılacağı üzere günlük olarak algılanmaya açık. Yazdıklarının bu özelliği Gök' ün etkilendiği şiir ve şairlerle ilişki kurmasını da sağlıyor. Hatta sevdiği dizelerin şiirlerini belirlediğini de söyleyebilirim. Ama burada asıl söz edilmesi gerekense aşktır. "İns i nü"den "Olgünlüğü" ne varan süreçte Gök'ün yazdığı şiirin epeyi bir mesafe kat ettiğini teslim etmeliyim. Ben bütün şiirleri severek okudum okurunda aynı duyguyla okuyacağını sanıyorum.

Halim Şafak Bireylikler Kasım Aralık 2005

Ahmet Gök "şiire şiir katan" kitabıyla okurlara gerçekten farklı bir eser sunuyor. Usta şairlerin mısralarını kendi şiirlerine dâhil eden ve "yüreğimi taşımadığım mevsim kalmadı" diyen Ahmet Gök'ün kaçırmamanızı öneririz.

Beril Yalçın Digi magazin Kasım 2005